Bu yeni Marilyn Monroe sergisinin gücü kuşkusuz onun kuşağının en çok yanlış anlaşılan aktrisi üzerinde, güncel bir bakışla durmasıdır. 1950’lerin pin-up’larıyla ilişkilendirilen Monroe, çoğu kez oyunculuk yeteneği yerine fotoğraflarıyla — metro ağzının üzerindeki elbisesinin uçuşunu gösteren ikonik kare gibi — daha çok tanınmış olan bir isimdi; buna rağmen kariyerini ve çalışmalarını tanınır kılmak için uzun süre çaba gösterdi. Eşit ücret için mücadele ederek; oyunculuk becerilerinin çeşitliliğini savunarak; sinema setlerinde cinsiyetçilikten söz ederek; veya kendi yapım şirketini kurarak. Çabalarına rağmen, dönemin en büyük sinemacılarından (Fritz Lang, Billy Wilder…) ile yaptığı iş birlikleriyle desteklenen Monroe’nun imgesi ne yazık ki bugün hâlâ Hollywood’un sarı saçlı glamoruyla ilişkilendirilmiş durumda, cazibesi elbette ölümsüz, fakat yetenekleri çoğu kişi tarafından tam olarak bilinmiyor. Cinémathèque’in retrospektifi, onun eserinin ve kişiliğinin çok yönlerini aydınlatan bir bakış açısı sunuyor.
« Femme fatale et icône féministe »
« Mutlak bir yıldız, gizli, hem femme fatale hem feminist ikon », Cinémathèque tarafından sunulduğu söylenebilir. Kısa yaşamı, bir başarı kadar bir mücadeleyi temsil ediyor. 1926 yılında doğan Monroe, 19 yaşında iş yerinde, fabrikada fark edildi ve bu olayla birlikte modellik kariyerine adım attı. 1950’lerde popüler filmlerdeki ilk büyük rollerini elde ettiği zaman sinemanın bir yıldızı olarak yükseldi; örneğin Sept ans de réflexion (1955) — metrosunun ünlü ızgarasında çekildiği sahneyle — ve Some Like It Hot (1959). Sadece birkaç ay içinde 25 milyon dolar kazandı ve Los Angeles’taki Walk of Fame üzerinde adını yazdırdı. Zihinsel sağlık sorunlarıyla mücadele eden Monroe’nun — ki bu sorunların doğası bugün eleştirilse de — başarısının doruğunda birkaç yıl sonra barbituratların aşırı dozuyla hayatını kaybetti, otuz-altı yaşında ve başarısının hemen ardından.