İtalya Rivierası’nın en çok beğenilen köylerinden birinin kalbinde, her şeyden uzak, su kenarında bir ev
« Zaman geçtikçe mekânsal bütünlüğünü ne yazık ki kaybetmiş olan ev, yine de manzara ve ışıkla çok güçlü bir bağını koruyordu. » Bu şekilde mimarlar Beatrice Borasi (Beatrice Borasi Architect), Elisabetta Gabrielli ve Margherita Parati (Archiground) Casa FS7’nin yenilenme projesini tanımlıyorlar. Camogli’de, 20. yüzyılın başında inşa edilmiş bu konut, Ligur Denizi’ne karşı 180 metrekarelik bir alana yayılır, dik bir yamaç üzerinde asılıdır ve sadece yürüyerek erişilebilir. Zamanla sürekliliğini, kimliğini ve hatta yapısal sağlamlığının bir kısmını kaybetmişti. Ancak, kapı eşiğini geçer geçmez potansiyeli belliydi. Bu durumu anlamak için dağınık katlar ve düzensiz üst üste yığılmaların ötesine bakmak yeterliydi: önce denize olan manzara, sonra mekânları aşan ışık, ve nihayet evin her şeyden bağımsız, Rivierası’nın en çok talep gören köylerinden birinin kalbinde olmasına rağmen sanki asılı bir izolasyon hissi veren nadir bir deneyim. Denizin üzerinde yükselen bir sığınak, yaz için ideal.
Deniz, yenileme sürecinde sürekli var olan bir unsur
Proje geçmişi silmeyi amaçlamadı, onu yeniden düzenlemek için adımlar attı. Bugün eve girildiğinde kendiliğinden şu soru ortaya çıkıyor: parçalanmış bir binaya zarar vermeden nasıl uyum ve denge yeniden kazandırılır? Cevap tek kelimede saklı: süreklilik. Bir zamanlar bölümlere ayrılmış ve iletişimsiz olan üç kat, şimdi yumuşak hatlara sahip bir merdivenle birbirine bağlanmış durumda; bakışı ve hareketi katlar arasında adeta organik bir akışla yönlendiriyor. Cephe, yeni açıklıklar ile yeniden tasarlandı; bu açıklıklar ritmi değiştirdi ve dış alanla olan ilişkiyi güçlendirdi. Deniz artık sadece bakılıp duran bir dekor değil; mekânları kesintisiz geçen ve evin ayrılmaz bir parçası olarak kendini gösteren sürekli bir varlık.