Sadeleşmiş bir mimari dille Marais’teki bir şehir evini birleşmiş bir ailenin çağdaş bir huzur vahasına dönüştürdü.
Bir sade ve zamansız stil, fakat her şeyden önce bir aile için uyarlanmış olması: işte Marika Dru’nun bu Paris şehir evidinin renovasyonu için belirlediği ana hat. Bu mekânın, sahiplerinin, birleşmiş bir ailenin sürekli değişen ihtiyaçlarına yanıt vermesi gerekiyordu. 1980’lerde inşa edilmiş olan yapı, Marais’teki bir sokağın sonunda, zengin bir bahçeyle çevrili. İç mimarın bu nedenle üstesinden gelmesi gereken birkaç zorluk vardı: esneklik ile dinlenme alanlarını bir araya getiren bir düzen tasarlamak nasıl mümkün olurdu? Bahçeye akıcı bir geçiş oluşturan odaların dağılımı nasıl sağlanırdı? Bunun yanında, mevcut mimari özünü koruyan çağdaş bir iç mekan gibi estetik zorunluklar da vardı.
Andrée Putman’dan ilham alan sade bir iç mekan
Marika Dru, bu iddialı tasarım kavramına ilhamı, 2013 yılında aramızdan ayrılan tasarım efsanesi Andrée Putman’ın yaratıcı ilkelerinden aldı. Bu zarif kadının zarafeti için sadelik, vazgeçişin karşılığı değil, mekânların oranlar, malzemeler ve ışık aracılığıyla kendini ifade etmesine bir davetiyedir. Öncelikle Marika Dru, iç mekan planını bölümler halinde yeniden düşünerek havadar ve açık iç mekânlar yaratacak şekilde yeniden tasarladı; bu mekânlar arka bahçeyle uyum içinde yer alıyor. Renkler ve malzemeler seçimleriyle, sade ama asla soğuk olmayan bir estetiği vurgulamaya çalıştı: siyah ve beyazdan oluşan sade bir palet, krem renkli laminat, cilalanmış paslanmaz çelik ve birleşimsiz zeminler; bunlar, adeta nazik bir “kılıf” gibi ışığı yakalıyor ve birbirleriyle diyalog kuruyorlar. Mutfaktaki antrasit beton ile krem renkli laminat buna örnektir. Duvarlar için iç mimar, odaları bir kırmızı iplik gibi bağlayan pudramsı bir kaplama seçti ve yumuşak bir atmosfer yarattı. Zeminden tavana uzanan perdeler takıldı ve halılar döşendi; bu, mevcut olan pürüzsüz yüzeyleri dengeleyerek konfor hissi veren bir atmosfer yaratıyor.