Massa Lubrense, yavaş akan zamanın cazibesini korumayı başarmış küçük bir belediyedir. Napoli kıyılarında, Amalfi kıyısının hâlâ bozulmamış bu kısmında yer alır: yemyeşil, sakin, daha az turistik. Sirenlerin diyarı, Odysseus’un yolculukları ve Homeros’un kahramanlık destanlarının toprakları. Capri, Positano ve Amalfi’nin gölgesinde yaşar; ama aslında paylaşılacak sayısız hikâye saklar. Daha az bilinen yerler, daha otantik, farklı bir çekicilik sunar; keşfedilmeyi ve tadılmayı beklerler.
« Tatlı Ev »
Bin bir sürprize sahip olan bu küçük şehirde Francesco Della Femina, Hollanda kökenli bir aile için romantik ve benzersiz bir proje tasarladı; bu yer onları hayal ettikleri rüya destinasyonu haline getirdi. « Müşteriler bu konutu Casa Zoet olarak adlandırdı – Hollanda dilinde “tatlı” anlamına geldiği için – bu yüzden “Tatlı Ev” olarak da anılır », mimar bize anlatıyor ve bu mekâna hemen büyülenmiş olduğunu belirtiyor. « Buraya ayak basmak bir aydınlanmaydı. Capri’de doğup büyümeme rağmen adayı bu kadar doğrudan hissetmemiştim ve bu terasdan bakış inanılmazdı. » Bu sözleri paylaşıyor; mimar, burada geçirilen ilk saatlerin kendisi için ne kadar özel olduğunu aktarıyor. « Mettre les pieds ici a été une révélation. Bien que je sois né et ai grandi à Capri, je n’avais jamais perçu l’île avec une telle immediateté et, depuis cette terrasse, la vue est incroyable. » Bu sözler, mekânın özgün ve büyüleyici atmosferini özetliyor. Denizin ve bölgenin sevgiyle işlendiği bir tablo gibi olduğuna işaret eden anlatım, bu projeyi daha da özel kılıyor. Denizin, Akdeniz bitkileriyle çevrili olan manzarası, bu mekanda yepyeni bir bakış açısı sunuyor: Mavi Ada olarak bilinen adanın benzersiz görünümü, sanki başka bir adanın rüyası, uyanmak istemediğiniz bir düş gibi belirmekte. La mer, encadrée par la végétation méditerranéenne, devient la toile de fond idéale sur laquelle se dessine une vue inédite de l’Île Bleue.
