Ege kıyısındaki bu köy turistlerden bıktı — halk yardım çağrısı yapıyor

18 Aralık 2025

Güneş yükselirken Ege’nin meltemi hâlâ serin, deniz hâlâ berrak. Fakat köyün kıyısında biriken kalabalık, eski sessizliği çoktan bozmuş durumda. Her yaz biraz daha erken başlıyor, her gün biraz daha gürültülü bitiyor.

Kahvaltı tezgâhlarının önünde uzayan kuyruklar, dar sokaklarda bitmeyen çekimler, drone’ların vızıltısı ve gece geç saatlere kadar süren müzik… Köylüler bu ritme ayak uydurmak zorunda olduklarını söylüyor, ama bedeli ağır geliyor.

“Bir zamanlar burası dinlenmek için gelinen bir yerdir,” diyor yaşlı bir balıkçı, “şimdi biz burada dinlenemiyoruz.” Onun sesi, kalabalığın içinde kaybolmayan bir uyarı gibi.

Sessizliğin yerini kalabalık aldı

Yazın başında gelen ilk dalga artık sonbahara kadar sönmüyor. Haftalık turlar, günübirlik otobüsler, influencer kafileleri — hepsi aynı taş yolları aşıyor. Köyün meydanı günde defalarca “en iyi fotoğraf için” sahneye dönüşüyor.

Genç bir öğretmen şöyle anlatıyor: “Sabah saat altıda bile kalabalık var. Çocuklar okula giderken, her köşede çekim yapan birileri çıkıyor karşımıza.” Bu yoğunluk, günlük hayatın ritmini kökünden değiştirdi.

Kaynaklar çöküşün eşiğinde

En büyük sıkıntı, su ve atık meselesi. Yerel çeşmeler daha erken kesiliyor, tankerler daha sık geliyor. Kanalizasyon sistemi yazın sabaha karşı taşma riski taşıyor. Kıyıda toplanan plastik ve cam, her gün temizlense de ertesi gün yeniden birikiyor.

Zeytinliklerin kenarına park edilen araçlar, toprakta iz bırakıyor. Kıyıdaki posidonia çayırları, demir atan tekneler yüzünden zarar görüyor. “Deniz çekiliyor sanıyorduk,” diyor bir dalıcı, “meğer çekilen bizim sabrımızmış.”

Kültürün inceldiği çizgi

Turizm köye ekmek getiriyor, evet; ama aynı zamanda yaşamın lafını da değiştiriyor. Eskinin fırını, şimdi latte barı; köy kahvesi, “konseptli mekân” gibi bir şey. Bu dönüşüm, yerlilerin kabul etmekte zorlandığı yeni bir dil yaratıyor.

Muhtarın sözleri net: “Misafir başımızın tacıdır. Ama misafir, evin düzenine saygı duymayı bilmeli. Sabaha kadar müzik, rastgele park, çöpü yere atmak — bunlar misafirlik değildir.”

Halkın çağrısı

Köylüler bir dilekçe ile kaymakamlığa ve belediyeye başvurup somut önlemler talep etti. Talepler, hem günü kurtarmayı hem yarını korumayı hedefliyor:

  • Ziyaretçi kapasitesi ve araç girişine kotanın getirilmesi
  • Belirli saatlerden sonra müzik ve drone kısıtlaması
  • Yaz sezonunda ek su tankları ve atık toplama seferleri
  • Kıyı şeridinde demirleme düzeni ve posidonia koruma çizgileri
  • Yerel pazar ve esnaf için “öncelik sistemi”, kayıt dışı tezgâha denetim

Bir esnaf ekliyor: “Üç ayda kazanıp on iki ay yaşamak zor. Ama üç ayda tükenirsek, geriye ne kalır?” Bu cümle, köyün ikilemini berrak biçimde özetliyor.

Yol haritası: Turizme yeni denge

Uzmanlar, “yavaş turizm” ve “yerel taahhüt sözleşmeleri” gibi araçların işe yaradığını söylüyor. Konaklama vergisinin şeffaf bir fona aktarılması ve sadece altyapı için kullanılması, güveni yeniden kazanabilir. Ziyaretçiye önceden bilgilendirme ve “davranış kodları” ise kültürel çatışmayı azaltır.

Köyün gençleri, dijital biletli rota ve rehberli geziler planlıyor. Böylece kalabalık tek noktada toplanmak yerine dağılacak, kıyı ve sokaklar nefes alacak. “Gelen gelsin, ama bilen gelsin,” diyor genç bir gönüllü, “gördüğünü korumayı da bilsin.”

Akşam üzeri rüzgâr dinerken, meydanda yeniden sohbetler başlıyor. Birkaç turist, çöplerini toplayıp ayrılıyor; birkaç kişi de sesini kısmayı biliyor. Küçük değişiklikler bile huzurun kapısını aralayabilir, eğer herkes aynı niyeti paylaşırsa.

Köylüler artık yalnız olmadıklarını hissetmek istiyor. Duyulduklarını, değer verildiklerini ve bu coğrafyanın sınırlarının görmezden gelinmeyeceğini bilmek istiyorlar. Çünkü bu kıyı, sadece bir kartpostal değil; yaşayan, emek isteyen bir yuva.

Selin Kaya

Selin Kaya

Ben Selin Kaya, SLK Haber’in baş editörüyüm. Popüler kültür ve dijital medya alanındaki deneyimimle, okuyucularımıza her gün ilham veren ve gündemdeki en taze içerikleri sunmaya çalışıyorum. Hikâye anlatmayı, yeni trendleri keşfetmeyi ve genç seslere alan açmayı çok seviyorum.