Yetmiş yıl önce, Francisco Andreu Marti Valensiya’da, İspanya’nın doğusunda bulunan küçük marangozluk atölyesini kurdu; 17 yaşında sandalyeler yapmaya başlamıştı. 1957’de ilk tasarım doğdu: Model 72, dönemin simgesel tasarımına sahip bir sandalye; o dönemde kuzey estetiğinden etkilenen bir tasarım. Bu, uzun bir serinin ilk parçasıydı; ardından endüstrileştirilip yurt dışına ihraç edildi ve uluslararası ölçekte bir grubun oluşmasına yol açtı. Bugün marka, üç kıtaya yayılan 90’dan fazla ülkede, 32 showroom ile varlığını sürdürmektedir. 1955’ten beri Andreu World, kalite, dayanıklılık ve zanaatkâr becerisine olan bağlılığıyla öne çıkıyor; bu bağlılık, şu mantraya sadık kalmayı kapsar: gerçek yenilik gelenekten doğar ve her zaman çevreye saygı ile.
Ahşabın Büklümlemesi, Andreu World’ün DNA’sı
Kuruluşundan bu yana Andreu World’ün sırrı, ahşabın büklümlemesinde yatıyor; endüstriyel süreçlerle el emeğini birleştiren ustaca bir tekniktir; bu ustalık, grubun benzersiz kimliğini tek başına özetler. Ama büklümleme nedir? Ahşap levhalar buharla, baskı altında ve belirli bir sıcaklıkta büklümlenerek imkansız gibi görünen organik formlar elde edilene kadar işlenir; bu da Liceo oturma parçaları veya Oru Chair gibi heykelsi parçaların doğmasına yol açar. « Her eğride hikâye, hafıza ve gelecek vardır », diyor Andreu World.
Zanaatkarlığı Özünü Kaybetmeden Endüstrileştirmek
Gelişiminin bir döneminde Andreu World, ustalıkla bir gösteri yapmayı başardı: zanaatı endüstriyel bir sürece dönüştürürken zenginliğini korudu. Dört 4.0 fabrikasında, 700 çalışan grubun tasarımlarına hayat veriyor; zanaatkârların köklü hareketleri ile çağdaş araçların robotik hassasiyetini aynı anda kullanıyorlar. Robotlar 3D yapıları işlerken, insan elleri montajı ve finisajı daha da inceltir. İnsan gözü, grubun yüksek kalite ve sürdürülebilirlik düzeyini koruma konusundaki kararlılığı nedeniyle özellikle hayati öneme sahiptir.
